Bir yaprak daha düştü ağacın dallarından. Esen kuru ve soğuk rüzgâr kopardı onu dalından ve köklerinden kilometrelerce uzağa savurdu. Artık her şey farklı olacaktı onun için ve asla bir geri dönüş olmayacaktı. Onun için farklı olacak olan bu gelecek, onunla ayni kaderi yasayanlar ve yasamışlar içinse benzer bir gelecekti.

Bir şey yapmalı diye düşündü sonra. Yeni doğan günle birlikte yeni bir şeyler yapmalı. Erken kalkmalı mesela sabah, yada hiç uyumamalı. Sabahın ilk ışıklarını seyretmeli sanki bir daha göremeyecekmiş gibi. Sonra sokağa atmalı kendini. Bir sokak müzisyeni dinlemeli, bir dilenciye para vermeli. Dakikalarca seyretmeli ufacık bir ekmek parçası için birbirlerine karşı üstünlük savaşı veren güvercinleri. Tiyatroya gitmeli , elinin ayası acıdan dayanılamayacak hale gelene kadar ayakta alkışlamalı seyrettiği muhteşem performansı. Bir şiir okumalı mesela. Sevdiğine koşmalı sonra. Bitkin düşene kadar sevişmeli onunla. Geceyi onun kolalarında geçirmeli. Çocuk yapmalı ondan mesela. Büyütmeli çocuğunu, büyümeli kendi de onunla birlikte. Sevmeli alabildiğine. Yalnız ailesini değil tüm insanları. Biraz oturup dinlenmeli. Sonra birden ayağa fırlayıp “vakit yok dinlenmeye” demeli. Bir kafeye gitmeli. En sevdiği içkiyi içmeli en sevdiği dostunu karşısına alarak.

Hepsinden sonra düşünebilir örneğin “ne kadar çok şey yaptım” diye. O halde son bir şey daha yapmalı, ölmeli.

Sesli Yazı

Advertisements