Bir şey yapmalı

Bir yaprak daha düştü ağacın dallarından. Esen kuru ve soğuk rüzgâr kopardı onu dalından ve köklerinden kilometrelerce uzağa savurdu. Artık her şey farklı olacaktı onun için ve asla bir geri dönüş olmayacaktı. Onun için farklı olacak olan bu gelecek, onunla ayni kaderi yasayanlar ve yasamışlar içinse benzer bir gelecekti.

Bir şey yapmalı diye düşündü sonra. Yeni doğan günle birlikte yeni bir şeyler yapmalı. Erken kalkmalı mesela sabah, yada hiç uyumamalı. Sabahın ilk ışıklarını seyretmeli sanki bir daha göremeyecekmiş gibi. Sonra sokağa atmalı kendini. Bir sokak müzisyeni dinlemeli, bir dilenciye para vermeli. Dakikalarca seyretmeli ufacık bir ekmek parçası için birbirlerine karşı üstünlük savaşı veren güvercinleri. Tiyatroya gitmeli , elinin ayası acıdan dayanılamayacak hale gelene kadar ayakta alkışlamalı seyrettiği muhteşem performansı. Bir şiir okumalı mesela. Sevdiğine koşmalı sonra. Bitkin düşene kadar sevişmeli onunla. Geceyi onun kolalarında geçirmeli. Çocuk yapmalı ondan mesela. Büyütmeli çocuğunu, büyümeli kendi de onunla birlikte. Sevmeli alabildiğine. Yalnız ailesini değil tüm insanları. Biraz oturup dinlenmeli. Sonra birden ayağa fırlayıp “vakit yok dinlenmeye” demeli. Bir kafeye gitmeli. En sevdiği içkiyi içmeli en sevdiği dostunu karşısına alarak.

Hepsinden sonra düşünebilir örneğin “ne kadar çok şey yaptım” diye. O halde son bir şey daha yapmalı, ölmeli.

Sesli Yazı

Advertisements

Bende Erkek Değilim

Başlıktan bu yazının benim cinsel tercihimle ilgili olduğunu düşünenler var ise yanıldıklarını söyleyerek başlıyayım. Her yıl daha iyi olmasını beklerken, her yıl insanoğlunun kendini biraz daha geliştirdiğini düşünürken, neredeyse her gün yeni bir kadın cinayeti haberi ile başlıyorum güne.  Bazıları bizler için sadece 3. Sayfa haberlerinden öteye geçemezken, kimi günler ana haber bültenlerinin birkaç saniyesini dolduran ve balık hafızalarımızda dakikalar içinde kaybolan haberlerdi. Töre, kıskançlık, namus adı altında soykırımı aratmayacak cinayetler işlendi ülkemizde işlenmeye de devam ediyor. Eğitim durumu ne olursa olsun kendilerini Erkek olarak tanımlaya bu insanlık dışı yaratıklar kendilerinde her türlü hakkı görerek kadınlara tecavüz ediyorlar, cinsel ve sözlü tacizde bulunuyorlar, şiddet uyguluyorlar onlara ve hatta çekinmeden öldürüyorlar onları. Adeta kendilerine tanrı sanıyorlar.

Eğer yılbaşı gecesi tek amacı biraz eylemek olan kadınlara tacizde bulunmaksa erkeklik,

Evde karısını, kızını dövmekse, öldürmekse eski karısını yüzlerce yerinden bıçaklayarak.

Pippa Bacca ya tecavüz edip öldürdükten sonra onu bir paçavra gibi atmaksa bir kenara erkeklik,

Töre adını verip abisine kardeşine öldürtmekse, sözde kıskançlık adına vahşice parçalamaksa sevdiğini erkeklik,

“yazın üç sütün üstüne kapkara haykıran puntolarla”

Bende ERKEK değilim…

Sesli Yazı

Bugün benim dogum günüm

Evet, başlıkta da belirttiğim gibi bugün benim dogum günüm. Bana söylemesi çok can sıkıcı gelen otuz yaşıma bastim. Ve bugün itibarı ile artık yirmiler bitti. Otuz yasindayim, hala ögrenciyim, evimin kapisini anahtarla aciyorum ama cok ama cok mutluyum. Otuz bile olsam sevdigim insanlar var bu dünyada, beni seven insanlar var. Çok güzel bilmek bunu. Bu yaziyi yazarken caydanligin altini acik unutup tum evin duman altinda kalmasina neden olsamda mutluyum cok. Iyi ki varsiniz siz sevdiklerim, Hatalarımla, yanlışlarımla beni tüm kusurlarımla seven ve belki pekte haz etmeyen siz guzel insanlar iyi ki varsiniz

Bugün benim doğumgünüm, kardesimin beni tanistirdigi Yann Tiersen dinliyorum, arada gecen birkac sözün ne anlama geldigini bilmeden, ama yaptigi müzige hayran kalarak. Kisacasi cok guzel gecen bir günün ardindan yalnizligimin tadini cikartiyorum.

Ben sizlerle paylasmaya calistim ama üstadın dediği gibi “Yalnızlık paylaşılmaz, Paylaşılsa yalnızlık olmaz.”

Kimse okusun diye yazılmadı bu yazı ama şayet okuyan birileri olursa bilsin ki bugün benim için çok güzel bir gündü. Yanan çaydanlığımla yaptığım yeni çayımı da alıp Kral 6. George’u seyretmeye gidiyorum şimdi.

Umarım benim kadar güzel bir gün geçirmişsinizdir…

Sesli Yazı

Özledik seni üstat…

Yıllar önce güzel bir dost sesiyle tanımıştım seni.Tanıdıkça daha çok sevdim seni.Beni seninle tanıştıran o güzel sesli dost, elimde senin seçme şiirlerini görünce kızmıştı bana. Ve “üstatın şiirlerini seçemezsin onların hepsi birbirinden güzeldir , onun secme şiiri olmaz.”diye çıkışmıştı. Seni daha iyi tanıdıktan sonra anladım ne denli haklı oldugunu. Dost sohbetlerde seni anıyoruz güzel şiirlerinle. Sevdiğim kadına senin şiirlerini okuyorum.

Geçenlerde yine bir dost sohbetinde okurken senin bir şiirini bir anda unutuverdim kalanını. Affet üstat alkol ikindisiydi, yoksa nasıl unutulur o güzel dizeler. Her biri aklıma kazınmış olan o güzel dizeler. Şiirlerini okurken sen çıkagelirsin uzaktan dinlersin bizi bilirim. O gün kızdın bana biliyorum affet üstat. Kızdı ve gitti dediler bana. Her yıl olduğu gibi bu yılda 3 Haziran 63 de gitti diyor televizyonlar radyolar. Benim için hiç gitmedin sen üstat. Şiirlerini okurken, oyunlarını oynarken beni, bizleri seyrediyorsun biliyorum. Ve senin o muhteşem kelimelerin ağızlarımızda yankı buldukçada sen hiç gitmeyeceksin.
İyi ki vardın be Üstat…

8 Mart Dünya Kadinlar Günü

Tüm kadinlarin kadinlar gününü kutluyorum.son 1 senede neler degisti, bu konuyla ilgili hicbir fikrim yok. gecen yil Nazim Hikmetin o muhtesem “Kadin” siirini yayinlamistim spacem de dünya kadinlar gününde. Üstadin o yazdigi yillardan bu zamana kadar ne degisti peki. Bu gün kuru bir kutlamayla gecsin istemiyorum.istiyorum ki bu konuda biraz daha kafa yoralim. Pek cogumuz biliyor bu gunu neden kutladigimizi, tipki ulkemizde ve dünyanin heryerinde kadinlara uygulanan siddeti bildigimiz gibi.Bazen bilmek yetmez birseyler yapmak gerekir. Eger hicbirsey yapamadiginizi düsünüyor ama birseyler yapmak istiyorsaniz en azindan ufacik bir imza ile basliyabilirsiniz birseyler yapmaya.. ilgilenenler icin iste uluslararasi af örgütünün sitesi;

http://www.amnesty.org.tr/yeni/index.php?view=article&catid=60&id=243&option=com_content

Bazen bir tek denizyildizini kurtarmak cok seyi degistirebilir. hadi gelin bir deniz yildizida siz firlatin bu buyukl okyanusa ve onun icin cok seyi degistirelim birlikte…

Aç Kapıyı Ben Geldim

Korka korka değil, usul usul değil
Elim yüreğimde çarpa çarpa geldim
Aç kapıyı bak ne diyeceğim
Bir senin ellerinden, bir senin gözlerinden
Dişlerinden dudaklarından
Nergisler Ocak ayında açtı
Kendimden bahsetmeyeceğim
Yediveren güllerden
Duvardan sarkan güllerden
Çocuklardan, sabah erken okula giderlerken
Atlardan bahsedeceğim
Kan ter içinde atlardan.

Aç kapıyı bak ne diyeceğim
Ne kadar küsülü çocuk varsa barıştırdım, oynuyorlar
Tam kırk çeşit sarmaşık gül buldum
Penceremin dibinde açacak.
Ekinleri dolu vurmadı,
Çekirge gelmedi,
Kurak olmadı.
Yorgunum demeyeceğim,
Bir evimiz olsa demeyeceğim,
Yüreğim daralıyor demeyeceğim.
Bir baksan gözlerime
Başını çevirmeyeceksin,
Yürüyüp gitmeyeceksin,
Elini çekmeyeceksin.
Bir baksan gözlerime
Dağda yakılmış ateşler göreceksin.
Aç kapıyı kim geldi bak
Bak nasıl havalandı güvercin.
Açmam diyemezsin artık,
Aç!

Berin TAŞAN

Kimilerine göre soğuk, kimilerine göreyse uzak olan bu ülkede çok güzel dostluklar edindim. İşte bu güzel dostluklardan geleceğe bir hatıra…

Adam ve Yagmur

Otobanin üzerindeki köpüden nehri seyrediyordu Adam, yagmurlu bir bahar sabahinda. Semsiyesinin kenarindan suzulen yagmur taneleriyle yarisir gibi akiyordu Adamin gözyaslari. Gözyaslarida yagmur taneleri gibi nehre düsüp kayboluyordu. Gözyaslarinin kayboldugu bu nehirde Kadinin silüetini gördü Adam, Kadinin kilometrelerce uzakta oldugunu bilmesine ragmen.

Kadin Adamdan cok uzaklarda biryerlerde karsilamisti yeni dogan günesi.Adamin hüznünden habersiz, yeni ve güzel bir güne basladi Kadin. Adamsa hicbir seyi degistiremiyecegini bilsede, bagirdi avazi ciktigi kadar;

“Hersey degismeli , hersey…”

Ankara`ya dair…

     "Denize kıyısı olamayan bir şehirdir. Birçok saire, yazara ilham kaynağı olan deniz yoktur bu şehirde. Bu satırları bile Ren nehri kıyısında yazdığım düşünülecek olursa zordur bu şehrin ilham vermesi çoğu insana diye düşünenler olabilir. Oysaki büyük bir yanılgıdır bu.

 

     Bazıları için haber bültenlerindeki politika durağıdır Ankara. Sadece siyaset konuşulur sanır bazıları. Kimine göreyse ask şehridir Ankara. Hatta Paris`ten bile önce gelir. Abartılımı buldunuz. Öyleyse Ankara`yi henüz yeteri kadar iyi tanımamışsınız.

 

      Askin hüznünü taşır Ankara. Soğuk ayazlarda sevgilinin kapısında beklenen sokakları vardır Ankara`nin. Ve Yılmaz Erdoğan`in söylediği gibi “çoğu zaman ilginç gelmez bu kar mevzusu kızlar için”

 

      Çoğu insanin hayalleriniyse İstanbul süsler. Ama unuturlar şehirler içinde ve çevresinde bulunan sulara benzerler. İstanbul da boğazda kulaç atmak zor ve yorucudur. Oysa Ankara`da her ne kadar içine girilemeyecek kadar pis olsa da Gölbaşı insana ayrı bir huzur ve mutluluk verir.     

 

       BEGENMEDIM"

 

17 Mart  2007

Ren nehri kiyisi Düsseldorf

      

       Evet ilk yazdigim yazidir bu ve evet begenmemistim 17 mart 2007 de ilk yazdigimda. Hala ayni fikre sahibim aslinda ama yinede Blogumda yayinlamak istedim. Kolaymi ilk göz ağrısı ...